Çölyak Hastalığının Tarihçesi

Glutensiz yaşamını paylaş
Diğer çölyaklılara faydalı olmak için bir şeyler yaz!
Hemen başla!

admin

Yönetici
Yönetici
2 Ara 2019
31
7
26
Çölyak hastalığı, ülkemizde ve tüm dünyada görülebilen bir bağışıklık sistemi rahatsızlığıdır. Bağırsakların gluten proteinine karşı gösterdiği tepkiyle meydana gelen bu hastalığın oluşum nedenleri farklıdır. Genelde kalıtsal olan bu rahatsızlıkla ilgili çölyak hastalığının tarihçesi de araştırılmaya başlanmıştır. Bireylerdeki bağırsak ve sindirim sisteminin aşırı bir şekilde gluten tüketilmesinden sonra verdiği tepki olarak da adlandırılan bu hastalığın teşhis süreci çok önemlidir. Tedavisi ise sadece yaşam boyu glutensiz diyet yapmakla mümkündür.

Çölyak Hastalığında İlk Tanı Ne Zaman Konuldu?
Çölyak hastalığının ne kadar eski olduğunu tahmin edebilmek için insanoğlunun tarımsal hayata geçiş süreci düşünülebilir. Çünkü çölyak hastalığı buğday, çavdar ve arpa gibi içerikler barındıran ürünler tüketildiği zaman hastaları ciddi anlamda rahatsız etmektedir. Bağırsaklar da gluteni sindiremediği için çölyak ortaya çıkmaktadır.

Hastalığın ilk belirtilerine bakıldığında ciddi baş ağrıları, kusma, ishal, kasılmalar, şişkinlik, kabızlık ve kronik yorgunluk gibi durumlar sıralanmaktadır. Ayrıca çölyak hastalığının tarihçesi incelendiğinde milattan sonra 200’lü yıllara kadar gidilebilir. Ancak bu konuda herhangi bir yazılı metin bulunmamakla beraber ilk çölyak tanısı 1888 yılında Doktor Samuel Gee tarafından kayıt altına alınmıştır. Birleşik Krallık’ta doğan Doktor Gee, başlattığı diyet uygulaması sayesinde çölyak belirtilerini azaltmayı başarmıştır.

Hastalıkla ilgili teşhisin konulabilmesinin ardından 1890’lı yıllarda kapsamlı araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. 1950’lerde ise araştırmacı Wim Dicke, birtakım çalışmalara başlamış ve glutenli ürünlerin insan vücuduna olan etkileri üzerinde araştırma yapmıştır. Başta arpa, çavdar ve buğdayın tüketilmemesi halinde insan vücudunun rahatladığını ortaya çıkaran Dicke, çölyak hastalığı ile ilgili yeni çalışmaların başlatılmasını da sağlamıştır.

Hastalıkla ilgili devam eden araştırmalarda ince bağırsak ve deri döküntüleri arasında da ilişkilere rastlanmıştır. 1968 yılında ilk kez İngiltere’de kurulan çölyak derneği, gluten ve gluten duyarlılığı konusunda insanları bilinçlendirmiştir. Günümüze kadar ise artık çok sayıda dernek bulunmakla beraber Türkiye’de de çölyakla yaşam dernekleri faaliyetlerine devam etmektedir.

Milattan Sonra Çölyak Hastalığı Nasıl Gelişti?
Yapılan araştırmalarda çölyak’ın milattan sonra 200’lü yıllara kadar gitmesinde bazı faktörlerin etkili olduğu açıklanmıştır. İlgili dönemde yaşayan insanların geçimini buğday üreterek sağladığını düşünen araştırmacılar ayrıca bu önemde ciddi bir buğday tüketiminin yapıldığını belirtmektedir. İlk uygarlıklar da tarımla uğraşmış ancak herhangi bir çölyak bulgusuna rastlanılmamıştır. Haliyle gluten duyarlılığı tamamen kalıtsal olarak gerçekleşen bir durumdur. Bu yüzden çölyak hastalığının tarihçesi incelendiği zaman farklı uygarlıklarda görüldüğü ve tamamen gluten tüketimiyle gerçekleştiği savunulabilir.

Milattan sonraki yıllarda insanlar zamanla yerleşik hayata geçmiştir. Bu dönemde de aşırı buğday gluteni tüketildiği için genetik olarak bu genler diğer bireylere taşınmış ve çölyak hastalığının günümüze kadar gelmesine neden olmuştur.

Çölyak Hastalığının Kalıcı Tedavisi Var mı?
Hastalıkla ilgili henüz kalıcı bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ancak ABD’de devam eden çölyak aşı çalışmalarıyla en azından rahatsızlığın semptomlarının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Bununla beraber gelişen tıp dünyasında çölyak ilacı ile ilgili de araştırmaların yapıldığı bilinmektedir. 2021 yılında piyasaya sürüleceği tahmin edilen Nexvax2 isimli aşıyla beraber hastalığın ne şekilde kontrol altına alınacağı da merak edilmektedir.

Görüldüğü üzere çölyak hastalığının tarihçesi aslında milattan sonraki yıllara dayanmış ve genetik olarak günümüze kadar taşınmıştır. Üstelik Türkiye’de milyonlarca kişinin farkında olmadan çölyak belirtileri yaşadığı, uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Kalıcı tedavi bulunana kadar hastaların ömür boyu glutensiz diyet uygulamasına devam etmesi gerekir. Ancak bu diyetin sadece çölyak hastaları için hazırlandığı unutulmamalıdır. Sağlıklı bireylerin glutensiz diyet yapması, sağlık açısından birtakım sorunlara neden olabilir.